28 Nisan 2009 Salı
Ve Tanrı Dedi ki - Person - Garajistanbul
Türk oyuncularla Türk seyricisine İngilizce bir oyun olarak oynanması bana çok anlamsız geldi.
Oyunun metninden alıntılarla sadece 1 sayfa ile "yetinin dercesine" bir sunuş şaşırtıcı bir ağırlamaydı, üstelik böylesine metin ağırlıklı bir oyunda.. (Garajın bilet fiyatları ise seçici seyrini sürdürüyor.)
Bunları aşabilen seyirci için "farklı bir dünya algısını tazeleyici akışı" ve yetenekli oyuncuları sayesinde "melankolik duruş, kostüm ve sözlerle dolu yaratımları"yla ilginç bir oyun tabi, diğer yandan canlandırma ile fonda oluşturulan görsel destekleyici yanlar ise eserin olmazsa olmaz bir parçası gibi hissediliyor.
Alıntı
Bünyesinde çeşitli ülkelerden sanatçıları barındıran Atina merkezli uluslararası tiyatro topluluğu Person, yeni oyunu Ve Tanrı Dedi ki’nin dünya prömiyerini, Türkiye’de garajistanbul’da gerçekleştiriyor.
Ve Tanrı Dedi ki, geriye dönüşü olmayan bir felaketin tüm anlamı; hafızayı, paylaşılmış geçmiş ve hayal edilen gelecek anlamında zamanı sildiği bir çeşit kıyamet sonrası, zamansız, mekansız bir ortamda geçmektedir. Bu kıyamet sonrası mekanda geriye sadece bir adam, bir kadın ve bir bebek kalmıştır. Kişisel ve kişiler arası geçmişlerin silinmesi yüzünden birbiriyle iletişim kuramayan adam ve kadın varoluşlarının tek referansı olarak bebeğe tutunmaktadır. Tüm kaynakların tükendiği bu ortamda bebeğin beslenme zorunluluğu insanın savunmasızlığının yaşayan bir portresi haline gelir.
http://www.garajistanbul.org/etkinlik.php?id=245
7 Haziran 2008 Cumartesi
Festival Biterken- Leman Yılmaz
İKSV Uluslararası Tiyatro Festivali
Festivalin organizasyon yükünü taşıyan tüm ekibi,
ve özellikle yönetmen yardımıcısı Leman Yılmaz'ı,
Seyirciye yaşattıkları unutulmaz dakikalara sağladıkları olağanüstü destek ve başarılarından ötürü gönülden tebrik ederim.
Seyredebildiğim 2 Oyun (Karanlık Korkusu, Caligula), 1 Dans Tiyatrosu (Yüzleşme) gösterilerinin yanısıra, dinleyebildiğim (N.Ataç'ı anma) 1 Konuşma , (4 ustayla Baltacıoğlu'nu anma) 1 buluşma dışında bir de katılabildiğim 2 çalıştayı (Ezilenler Tiyatrosu, BadCo.) ile çok renkli geçen bir festival programını hep birlikte geride bıraktık.
Her kesin ortak düşüncesi her sene aksatılmadan sürdürülebilir bir organizasyon olması.. Bunu gerçekten canı gönülden istiyoruz, o zaman gerçekleşmemesi için bir sebep kalamayacaktır, eminim. Seneye kadar yapacağımız çalışmalarla desteklemek ve yine böyle renkli bir programda görüşmek üzere..
29 Mayıs 2008 Perşembe
Caligula - A.Mümtaz Taylan
Yöneten: Ahmet Mümtaz Taylan
Taylan'ın ölümsüz metinlere olan gereksinime yaptığı vurgu ile AKM'nin Büyük Salonunun görkeminde sahnelenen oyun; özellikle içinde bulunduğumuz şu savaş döneminde ve tarihteki gibi sınırsız iktidarların eylemlerinin, üzerimizde yarattığı baskı ve kaygılara karşı, umudunu korumayı bilen seyircisi sayesinde sarsıcı bir anlam taşıyordu.
Emeği geçenlere teşekkürler.. http://www.eskisehirtiyatrolari.com/
28 Mayıs 2008 Çarşamba
Karanlık Korkusu - Şahika Tekand
Absürd akımın yanı başımızdaki temsilcisi saydığımız Şahika Tekand'ın yeni çalışmasını ve Stüdyo Oyuncularının eşsiz performansını dün akşam boş yer kalmayacak şekilde dolan Garaj İstanbul'da keyifle seyretme fırsatı bulmuş olduk.
Tekand çalışmalarında, oyuncularının performansını her zaman en üst sınırlarına çekecek şekilde; onları ritim, düşünce, duygu ve fiziksel açıdan zorlamayı ve tasarladığı paralel algısal süreçler içinde uyumlamayı tercih eden yaklaşımıyla, eserlerini hayranlıkla seyreden özel seyircisini artık çoktan aşarak, kentin daha geniş kitlelerine (ve özellikle gençlere) doğru olan yönelimini sürdürüyor. (Maruz kalış, "Gerçek Zamanda" Öğreniş, Dönüşüm, Komutlar, Kodlar, Simgeler,.. çalışmalarının anahtar kelimeleri..)
Özgün metinleri ile sahnelediği oyunlarının yanısıra, Tekand'ın ve genişleyen Stüdyo Oyuncuları ekibinin tiyatro eğitim çalışmalarına olan katkısı hiç bir zaman unutulmayacaktır.
Zor ama keyifli süreçlerle tanışma merakınızı giderebilmeniz için, mutlaka onların Nişantaşı Akirman sokaktaki mekanlarını ziyaret edmeyi unutmayın. Hayatınızda farkedilebileceğiniz daha çok şeyler olduğunu, eğer katılırsanız o çalışmaların size hiç bir zaman unutturmayacağına tanık olacaksınızdır..
14 Mayıs 2008 Çarşamba
Striptiz - Mrozek - İÜ-ÖKM
OyunHaber
Kaynak: İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi
16 5 2008
Polonya'lı yazar Mrozek, bu oyunda edilgen olmakta direnen içsel özgürlükle,
eyleme geçmekte direnen özgürlük imkanını karşı karşıya getirir.
İki adam onlardan daha güçlü bir el tarafından sahneye atılır ve bir bilinmezlik içinde ne yapacakları,nasıl davranmaları gerektiği üzerine düşünmeye ve kendi kendilerine hesap vermeye başlarlar.
Etkin olan, bu mekandan çıkmak için çaba harcarken,
edilgen olan adam içsel özgürlüğünü korumaya karar verir ve gerçekleştireceği eylemin tutuklusu olmamak için düştükleri duruma uyum sağlamaya çalışır.
Aslında kurtulmak için çaba harcansa da onlara bir el sonunda istediğini yaptıracak ve onları kendi hükmü altında tutacaktır.
Elin,onları bir bir soymaya başlamasıyla ikisinin de tepkileri farklı olur çünkü bu iki adam birbirleriyle bir takım benzer temel özellikler taşımalarına rağmen düşüncelerinde bir o kadar farklıdır.
Biri büyük bir güçle karşılaşınca teslimiyete razı olurken, diğeri bu isteklerin çok haksız olduğunu dile getirir.
Sonunda onları soyduktan sonra birbirlerine zincirler ve bu durumda iki taraf da özür dilemeye karar verirler.
Oyun boyunca iki adamın arasındaki ilişki de gittikçe boyutlanır.
Oyunun sonunda edilgen olan adam,diğeri tarafından o şartta özür dilettirilmeyi bekler.
Her zaman bahaneler,nedenler ve ''onun yüzünden''ler vardır. Elin baskısı altında ne yapacaklarını bilemezken karanlık olur ve el onlara tekrar hükmederek sahneden çekip götürür.
Hiçbir şey yapmamak mı yoksa harekete geçmeyi göze almak mı tartışması oyunun absürd türüne uygun şekilde devam ederken edilgen olan adam mecbur kalma anlamında kendini haklı çıkaracak nedenler arama ihtiyacı da duyar.
Bilinmeyen bir gücün ortaya çıkması ile, kişisel kararlarının önemsiz hale gelmesi ile yüzleşirler.
Değiştirilmezlik ve otomatikleşme boyun eğme ve çözüm yaratamama bağlamında yüzeye çıkmış olur.
Bütün bu konu Martin Heidegger'in varoluşçu felsefesi ile de derinleştirilebilir.
Ünlü filozofa göre, insan bu dünyaya öylece bırakılmıştır.
Bu bırakılmışlık fikri aslında insanın varoluşa bırakılmışlığı anlamına yani kendi varlığını oluşturma özgürlüğüne zorunlu olarak bırakılmışlığına dayanır.Ama aslında başlangıçta bırakılışın kendisi bir özgürlüğün yokluğudur aynı sondaki ölümün kaçınılmazlığı gibi.
Bir çok kaynakta bürokratlar üzerine alegorik bir yergi olarak tanımlanan Striptiz bu içeriği dahilinde bu adamların temelde özgürlük kavramını temsil eden bireyler olarak, hükmeden bir güç hatta bir şiddet karşısında başarısız kalmalarını vurgular.Bu özelliklere göre bu kavramları somutlaştırırsak, el yaptırım gücü olan devleti, iki adam da memur ya da bürokrat diyebileceğimiz kişileri temsil eder diyebiliriz.
Bizim bu kısa oyunda amacımız, asıl çıplak kalacak gerçeklerle yüzleşmek ve tokalaştığımız,yumruklaştığımız,ve belki de baştan beri çok iyi tanıdığımız bu ellerle sizi burada tekrar karşılaştırmak.
Telif Hakları
İstanbul, TürkiyeBu veb sitesinde yayımlanan yazılar bu sitedeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazıların basılı ortamda kullanımı için yazar izni gereklidir.