21 Mayıs 2009 Perşembe
Üniversiteler Tiyatro Şenliği
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmenliği’nin koordinasyonunda düzenlenen “Türkiye Üniversiteleri Tiyatro Şenliği”, 16 - 30 Mayıs 2009 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Türkiye’nin dört bir yanından 90 tiyatro topluluğunun başvuruda bulunduğu Şenlik’e, 41 tiyatro topluluğu farklı performanslarıyla damga vuracak. Şenlik boyunca oyun gösterimlerinin yanı sıra atölye çalışmaları, söyleşiler, paneller ve özel bir de sempozyum düzenleniyor.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın,ilk ayağını Nisan 2008’de İstanbul’daki üniversitelerin katılımıyla gerçekleştirdiği Tiyatro Şenliği’nin ikinci ayağıolan“Türkiye Üniversiteleri Tiyatro Şenliği” İstanbullularla buluşuyor.
Şenlik, Türkiye’nin farklı noktalarından 41 üniversite tiyatro topluluğunun gösterileri ve zengin yan etkinliklerle 16-30 Mayıs tarihleri arasında, İstanbul’daki çeşitli sahnelerde gerçekleştiriliyor. Üniversitelerarası tiyatro şenliklerinin yaygınlaşması ve İstanbul’u genç tiyatro hareketinin belli başlı merkezlerinden biri haline getirilmesi amacıyla düzenlenen şenlik, üniversite tiyatroları için önemli fırsatlar sunuyor.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmenliği’nin koordinasyonunda gerçekleştirilen tiyatro şenliği kapsamında, gösterimler ve atölye çalışmalarıyla eşzamanlı düzenlenecek iki günlük bir sempozyum da yapılıyor. Tiyatro eğitimi alanında mevcut sistemi tartışmaya açan, ileriye dönük yapılanmalar üzerine odaklanan sempozyumda sunulan bildiriler kitap haline getirilecek. Etkinliklerin ise şenlik boyunca gençler tarafından çıkartılacak “Sahne Kapısı” adlı günlük bir gazeteyle belgelenmesi sağlanıyor.
2010 yılında “Avrupa Üniversiteleri Tiyatro Şenliği” olarak gerçekleştirilecek etkinliğin, Avrupa ve Türkiye’deki üniversitelerde faaliyet gösteren tiyatro topluluklarının oyunlarına ev sahipliği yapması planlanıyor.
Ayrıntılı Bilgi İçin:
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı / Halkla İlişkiler ve Etkinlik Direktörlüğü / 0212 377 02 00
Tiyatro ve Zaman - Helene Cixous
Tiyatro ve Zaman, Yazı ve Beden kapsamında feminist, post-yapısal kuramcı bir felsefecinin izi sürülebilir. Pek yakında felsefemiz.blogspot.com üzerinde yayınlanacaktır.
Kaynak: Madan Sarup
14 Mayıs 2009 Perşembe
Gölge Tiyatrosu - Taksim
Dün Taksim meydanında kurulan 9x9 m'lik (3 parçalı) yaratıcı perdenin arkasında gerçekleştirilen gölge tiyatrosu halkımıza ve kent misafirlerine mütevazi bir şölen niteliği taşıyordu.
Hikaye ve masallarla bağı kopanlara geçte olsa duyurulur, umarım gelecek seferi beklemeden tüm semtlerimizde bu etkinlilerin sayısı artar.
Daha ayrıntılı mekansal ve kurumsal yorumlar
Bir türlü gerçekleştirilemeyen yada katılımın az olarak kaldığı ölü girişimleri aşamayan semt şenlikleri için, destekçi ve katılımlarca oluşacak güçlü ve nitelikli sürdürülebilir kollektif dayanışmalara çağrı yapan yazılarımız diğer mekansal sitemizde sürecektir. http://istanbuluma.blogspot.com/ (Tüm hemşehirlilerimize ve yerel yönetimlerimize geçmekte olan bahar ve gelecek olan yaz vesilesiyle özel olarak duyurularak hatırlatılmaktadır.)
Bilgi
Mayıs gündemini belirleyen etkinlilerden Kukla festivali tüm hızıyla ve renkliliği ile İstanbul'un değişik mekanlarında İBB Şehir Tiyatroları katkısıyla sürmektedir. Emeği geçenlere sonsuz teşekkürler..
Çocuklara gün doğdu. Seyirciler arasında onlarıda birlikte görmek ve işitmek ne güzel..
Ayrıntılar için; http://masaliz.blogspot.com/
Teşekkür - iDans ve Performans Günlükleri
Yıllardır basının (yaygın kamu ve özel sektörün) sanata karşı olan her türlü ilgisizliği nedeniyle, 1 yıl önce kendi çapında başlatılan ve metropolümüzde kendiliğinden bir seyir hali ile oluşan ortak tiyatro öykülerine daha nitelikli kollektif paylaşımları doğurması için sanal ortamdada yer vermeye çalışan bu site, artan ilginizle birlikte ivme kazanarak sürdürdüğü yolculuğunun bu ilk yıldönümünde, sizleri aşağıda düzenlenen konferanslara * davet etmektedir.
* Konferanslar: Bu haftasonu İstanbul Modern'de "zaman" temalı iDans etkinlikleri kapsamında, Çağdaş Gösteri Sanatları açılımlarımıza güçlü bir katkı sağlayacağını düşündüğümüz uluslarasından misafirlerimizinde katılımıyla gerçekleşmektedir.
http://idansfestival.blogspot.com/2009/03/program-idans-2-may-2009.html
13 Mayıs 2009 Çarşamba
12.Uluslararası İstanbul Kukla Festivali
Kaynak: http://www.trt.net.tr/
| 12.Uluslararası İstanbul Kukla Festivali Festivalin bu yılki 'Onur Ödülü', Karagöz ve gölge sanatına katkılarından dolayı İstanbul Modern'e verildi. Yayına Giriş: 06.05.2009 08:53:04 Güncelleme: 06.05.2009 08:56:12 12. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali kapsamında verilen "Onur Ödülü"ne, Karagöz ve gölge sanatına katkılarından dolayı İstanbul Modern Sanat Müzesi (İstanbul Modern) layık görüldü. |
7 Mayıs 2009 Perşembe
iDans festivali kaçırılmaz
1 ay sürecek olan etkinlikler (16-17 mayıs İst.Modern konferanslarıyla) özellikle 12 gösteri izleyebilecekler için özel indirimleriyle program yine oldukça ilgi çekici gözüküyor.
İzlenilen gösteriler hakkında yazılar ve program Çağdaş Dans sitesinde:
http://cumhurkocalar-dans.blogspot.com/2009/04/festival-yeniden-baslyor.html
SESSİZ DURUŞ - Damla HACALOĞLU
Daha ilk seyrettiğimde konu seçimi olarak çok beyendiğim solo bir oyunun şimdi ödül aldığını duymak çok sevindirici geliyor. Emeği geçenleri tebrik ederim.
http://cumhurkocalar-dans.blogspot.com/2007/11/sessiz-duru-eda-yapanar.html
Konu: SESSİZ DURUŞ; 9,10 Mayıs ta Ankara Turnesinde...
Sessiz Duruş'un İstanbul'da ki son üç gösterisi ve Ankara turnesi...
( 9.LİONS TİYATRO ÖDÜLLERİ DİREKLERARASI JÜRİ ÖDÜLÜ "TEK KİŞİLİK PRODÜKSİYON" ÖDÜLÜ ALAN SESSİZ DURUŞ...)
Sessizliğin kulak çınlatan öyküsü...
Latife Hanım Mustafa Kemal Atatürk’e bir söz vermişti.
Büyük bir söz;
“Evliliğim ve ilişkimle ilgili kimse ile konuşmayacağım.”
Ve hiç konuşmadı...
Çektiği tüm acılara, sıkıntılara rağmen ölene dek sessiz kaldı...
Tarihten gizli kalmış bir pasaj Sessiz Duruş ile aralanıyor!
Latife Hanım’ın hayatından bir kesiti anlatan Sessiz Duruş’da sanat tarihle buluşuyor!
Latife Hanım’ın sessizliği, içinden yükselen bir çığlıkla kulaklara çalınıyor! Sahnelere taşınıyor!
Projeyi Yaratan/Tasarlayan/Uygulayan: Damla HACALOĞLU
Oynayan: Tuğba ÖZKUL
Ses ve Müzik Tasarımı: Erdem HELVACIOĞLU
Kostüm Tasarımı: Aylin HACALOĞLU
Erkek Sesi: Kadim YAŞAR
Kadın Sesi: Damla ÖZEN
Ses Kayıt Teknisyeni: Can KARADOĞAN
Işık teknisyeni: Murat YEŞİLDAĞ
Fotoğraf: Ersoy ALAP
Süre: 40dk
Sessiz Duruş'un bu sezon İstanbul'daki son üç gösterisi;
13 Mayıs Çarşamba saat 19:00 da Üsküdar Müsahipzade Sahnesinde,
14 Mayıs Perşembe ve 21 Mayıs Perşembe günü saat 20:30'da Oyuncular Tiyatro Kahve Cem Safran sahnesinde olacak.
Sessiz Duruş'un Ankara Turnesi; 9 Mayıs Cumartesi saat 20:00 de ve 10 Mayıs pazar günü saat 15:30 da ve 18:00 de Mavi Sahne Ankara'da olacaktır.
Oyuncular Tiyatro Kahve Cem Safran Sahnesi:
İstiklal Caddesi Rumeli Pasajı 88/4 Beyoğlu
(0212) 245 13 14
Mavi Sahne:
Tunalı Hilmi Cad. 106/9
Kavaklıdere/Ankara
http://www.facebook.com/l/;www.mavisahne.com
426 26 29
http://www.facebook.com/l/;www.damlahacaloglu.org
damlah@damlahacaloglu.org
http://www.facebook.com/inbox/readmessage.php?t=1151696475418&f=1&e=-12#/group.php?gid=46761787583
28 Nisan 2009 Salı
Ve Tanrı Dedi ki - Person - Garajistanbul
Türk oyuncularla Türk seyricisine İngilizce bir oyun olarak oynanması bana çok anlamsız geldi.
Oyunun metninden alıntılarla sadece 1 sayfa ile "yetinin dercesine" bir sunuş şaşırtıcı bir ağırlamaydı, üstelik böylesine metin ağırlıklı bir oyunda.. (Garajın bilet fiyatları ise seçici seyrini sürdürüyor.)
Bunları aşabilen seyirci için "farklı bir dünya algısını tazeleyici akışı" ve yetenekli oyuncuları sayesinde "melankolik duruş, kostüm ve sözlerle dolu yaratımları"yla ilginç bir oyun tabi, diğer yandan canlandırma ile fonda oluşturulan görsel destekleyici yanlar ise eserin olmazsa olmaz bir parçası gibi hissediliyor.
Alıntı
Bünyesinde çeşitli ülkelerden sanatçıları barındıran Atina merkezli uluslararası tiyatro topluluğu Person, yeni oyunu Ve Tanrı Dedi ki’nin dünya prömiyerini, Türkiye’de garajistanbul’da gerçekleştiriyor.
Ve Tanrı Dedi ki, geriye dönüşü olmayan bir felaketin tüm anlamı; hafızayı, paylaşılmış geçmiş ve hayal edilen gelecek anlamında zamanı sildiği bir çeşit kıyamet sonrası, zamansız, mekansız bir ortamda geçmektedir. Bu kıyamet sonrası mekanda geriye sadece bir adam, bir kadın ve bir bebek kalmıştır. Kişisel ve kişiler arası geçmişlerin silinmesi yüzünden birbiriyle iletişim kuramayan adam ve kadın varoluşlarının tek referansı olarak bebeğe tutunmaktadır. Tüm kaynakların tükendiği bu ortamda bebeğin beslenme zorunluluğu insanın savunmasızlığının yaşayan bir portresi haline gelir.
http://www.garajistanbul.org/etkinlik.php?id=245
Sürekli Başarı Ödülleri
OYUN YAZARLARI VE ÇEVİRMENLERİ DERNEĞİ’NİN SÜREKLİ BAŞARI ÖDÜLLERİ
OYÇED-Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği, 20 yılı aşkın süredir oynanmakta olan tiyatro oyunlarını desteklemek ve bu oyunların sürekli başarılarına kamuoyunun dikkatini çekmek için onları ödüllendirme kararı almıştır.
Bu oyunlar; Hüzzam (Devlet Tiyatroları), Lüküs Hayat (İstanbul Şehir Tiyatroları), Ferhangi Şeyler (Ortaoyuncular), Yargı (Bizim Tiyatro), Bir Garip Orhan Veli (Kenterler Tiyatrosu), Ben Anadolu (Kenterler Tiyatrosu) ve Samah (Ankara Deneme Sahnesi) olarak saptanmıştır.
Oyun yazarları ve çevirmenleri olarak, sözcüklerimizi, düşlerimizi ve dile getirmek istediğimiz gerçekleri, bu kadar uzun süre, seyircilere etkili bir biçimde ileten ve bizleri seyircilerimizle buluşturan yapımları sahneleyen tiyatrolara, bu yapımlarda görev alan sanatçılara ve emekçilere teşekkür borçluyuz.
Sürekli Başarı Ödüllerinden ilki, 13 Nisan 2009 tarihinde, 25.yılını kutlayan Lüküs Hayat”i sahnelemiş olan İstanbul Şehir Tiyatroları’na, ikincisi ise, 15 Nisan 2009’da, 23 yıldır Ferhangi Şeyler’i oynamakta olan Ortaoyuncular’a verildi. Kalan ödüller, sözkonusu yapımlar için düzenlenecek olan törenlerle sahiplerine teslim edilecek.
OYÇED YÖNETİM KURULU
www.oyunyazarlarivecevirmenleri.org
22 Mart 2009 Pazar
Dünya Tiyatro Günü Bildirisi- Augusto Boal
"2009 Dünya Tiyatro Günü Bildirisi" Augusto Boal tarafından kaleme alındı …
Dünya Tiyatro Günü - Uluslararası Mesaj
27 Mart 2009
Augusto Boal
Bütün insan topluluklarının günlük yaşantısı "gösterilerden" oluşur; özel anlar için de "görülecek olaylar" üretilir. Hem toplumsal örgütlenme biçimleri "görüntülüdür", hem de şimdi görmeye geldiğiniz türden "seyirlik oyunlar" yaratılır.
Farkına varılmasa da, insan ilişkileri tiyatroya uygun biçimde yapılanır. Boşluğun kullanımını, vücut dilini, sözcük seçimini, ses iniş çıkışlarını, düşüncelerle tutkuların çatışmasını sergileriz sahnede; bunların hepsini hayatta da yaşarız. Kendimiz tiyatroyuzdur!
Düğünler ve cenaze törenleri "seyirlik" gösterilerdir. Günlük yaşantımızdaki sıradan ayincikler de öyledir; ama onlara öyle alışmışızdır ki, bunun bilincinde olmayız. Debdebe ve tantanalı olaylar kadar sabah kahvesi içmek de, karşılıklı günaydın demeler de, çekingen aşk fısıltıları ve coşku fırtınaları da, bir senato toplantısı ve bir diplomat görüşmesi de tiyatrodur.
Bizim sanatımızın başlıca işlevlerinden biri insanları günlük yaşantıdaki "gösteriler" konusunda duyarlı kılmaktır. O durumlarda oyuncular kendilerinin seyircileridir; temsil sırasında sahneyle koltuklar bir olur. Hepimiz birer sanatçıyız. Yalnızca bakmaya alışık olduğumuz için açık seçik şeyleri bile fark etmeyiz çoğu zaman; tiyatro yaparak onları görmeyi öğreniriz. Alışkanlık körleştirir; tiyatro yapmak ise günlük yaşantı sahnesine ışık tutar.
Geçen Eylül gözümüzün önünde bir tiyatro perdesi açılmış gibi şaşırdık. Biz ki elbette kendimizden uzak yaban ellerinde savaşlar, soykırımlar, cinayetler, işkenceler olduğunu biliyor ama yine de güvenli bir dünyada yaşadığımızı düşünüyorduk. Biz ki paramızı saygın bir bankaya ya da namuslu bir simsarın eliyle borsaya yatırmış olmanın rahatlığı içinde yaşıyorduk. Birden duyduk ki o para yokmuş, sanal imiş; kendileri uydurma olmayan, güvenilir ve saygın da olmayan birtakım ekonomi uzmanlarının icat ettiği uydurma bir şeymiş. Birkaç kişinin çok kazanmasına, pek çok insanın da her şeylerini yitirmesine yol açan kötü bir tiyatro örneğinin karanlık olaylar dizisiyle karşılaştık. Zengin ülkelerden birtakım politikacılar
gizli toplantılar yapıp büyülü çözümler buldular. Onların aldığı kararların kurbanı olan bizler ise balkonun son sırasında oturan seyirciler durumunda kaldık.
Yirmi yıl önce ben Racine'in Phedre oyununu Rio de Janeiro'da sahneledim. Dekor parlak değildi: yerde inek postları, çepeçevre bambu kamışları. Her temsilden önce oyuncularıma şunu söylerdim: "Günden güne uydurduklarımız tükendi. Şu bambu kamışlarının ötesine geçtiniz mi, hiçbirinizin yalan söyleme hakkı olmayacak. Tiyatro Gizli Gerçektir."
Görüntülerin gerisine bakarsak bütün toplumlarda ezenleri ve ezilen insanları, etnik grupları, cinsleri, sınıf ve katmanları görürüz. Adaletsiz ve acımasız bir dünya görürüz. Başka bir dünya yaratmamız gerek; çünkü biliyoruz ki öyle bir olanak var. O başka dünyayı kendi ellerimizle, kendi sahnemizde, kendi yaşantımızda yaratmak bize düşüyor.
Başlamak üzere olan "seyirlik oyuna" katılın. Evinize dönünce dostlarınızla birlikte kendi oyunlarınızda rol alın. Daha önce hiçbir zaman görememiş olduğunuz açık seçik şeylere bakın. Tiyatro yalnızca bir olay değil, bir yaşam biçimidir!
Hepimiz birer aktör, yani aktif oyuncuyuz: yurttaşlık toplumun içinde yaşamak değil, onu değiştirmektir.
Augusto Boal
6 Mart 2009 Cuma
4 yeni oyun - Stüdyo Oyuncuları
Kaynak:
http://www.facebook.com/event.php?eid=70931736001&ref=nf#/ical/event.php?eid=70931736001
“Statik bir aksiyonla yaratılmış ama aynı zamanda dinamik bir tiyatro... Son derece bedensel, fiziksel, oyunun kurallarına sıkı sıkıya bağlı bir tiyatro. Bir deneyim, ama sadece kafa için değil, kalbi ve tüm vücudu sarsan bir deneyim”Prof. Freddy Decreus, La Libre Belqiue
Dünya tiyatrosunun önde gelen topluluklarından Studio Oyuncuları, 2009 sezonunu kendi sahnesinde karşılıyor. Geçtiğimiz sezon 20’inci yılını kutlayan Studio Oyuncuları’nın 2009 programında Şahika Tekand’ın yazıp yönettiği Karanlık Korkusu ve Evridike’nin Çığlığı ile Studio Oyuncuları’nın yetiştirdiği Ridade Tuncel‘in yazıp yönettiği Apartman ve yine topluluğun genç yönetmenlerinden Umut Kırcalı’nın ÜÇ…İKİ…1000 oyunları bulunuyor.
Sezonu 20 Mart’ta açan Studio Oyuncuları kadrosunda Şahika Tekand, Cem Bender, Yiğit Özşener ve Şerif Erol başta olmak üzere güçlü isimler yer alıyor. Şahika Tekand’ın yazıp yönettiği, ilk kez 16. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde sahnelenen, yurtdışında Belçika ve Hollanda’da oynanan ve büyük merakla beklenen son oyunu Karanlık Korkusu’nun galası da bu sezon yapılıyor. Karanlık Korkusu’nda çağdaş kentli insan, sistemde var olmaya çalışan beş rol kişisinin tek bir karakterin monologunu oluşturan konuşma örgüsü ve en doğal insan hareketlerinden en soyut sonuca ulaşmayı hedefleyen bir sahneleme düzeni içinde anlatılıyor. Şahika Tekand’ın, Sophocles’in “Antigone”si ve çeşitli metinlerden esinlenerek yazıp yönettiği Oidipus üçlemesinin son oyunu, Cesur Yeni Dünya ödüllü Evridike’nin Çığlığı, bu sezon da seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Çağdaş yaşamda kısıtlı bir alana hapsolan bireyin sistemle ilişkisi, oyun alanını bir simülasyon alanına dönüştüren sahneleme biçimiyle kuruluyor. 4.Tiyatro Olimpiyatları’nın kapanış oyunu Evridike’nin Çığlığı, Japonya, Belçika, Almanya da dahil olmak üzere yurtdışında 7 ülkede sahnelendi.Ridade Tuncel’in oyunu Apartman’da seyredenin ses kayıtları ve oyuncu aksiyonlarıyla yaratılan gerçekliğine inanmasıyla bir illüzyon oluşturuluyor. Böylelikle, bireyin çağdaş yaşamın bütün gerekliliklerine ve tüketim nesnelerine teslim olma süreci sahneye taşınıyor. Studio Oyuncuları’nın genç yönetmenlerinden Umut Kırcalı’nın yazıp yönettiği ÜÇ…İKİ…1000 sistemin insan için, bireyin de kendisi için yarattığı işkence alanında yapılan tercihleri sorgulayan iki kısa oyundan oluşuyor.
OYUNLAR/ 20
MART'TAN İTİBAREN:
EVRİDİKE'NİN ÇIĞLIĞI/HER CUMA/20.30(HADİ ÇAMAN SAHNESİ/NİŞANTAŞI)http://www.facebook.com/group.php?gid=56042135418http://www.biletix.com/event.htm?id=KTHA1
ÜÇ...İKİ...1000/HER CUMARTESİ/20.30(STUDIO OYUNCULARI SAHNESİ/NİŞANTAŞI)http://www.facebook.com/group.php?gid=55419973289http://www.biletix.com/event.htm?id=KTHA4
APARTMAN/HER PAZARTESİ/20.30(STUDIO OYUNCULARI SAHNESİ/NİŞANTAŞI)http://www.facebook.com/group.php?gid=23810901168http://www.biletix.com/event.htm?id=KTHA2
KARANLIK KORKUSU/HER PERŞEMBE/20.30(STUDIO OYUNCULARI SAHNESİ/NİŞANTAŞI)
http://www.facebook.com/group.php?gid=73083577253http://www.biletix.com/event.htm?id=KTHA3
24 Şubat 2009 Salı
Çınarlarımız - Gazanfer Özcan
Güle güle usta..
22 Aralık 2008 Pazartesi
Genç kuşak oyuncular - Çağan Irmak
Genç oyuncular alıyor artık eski yıldızlarımızın yerini, gecikmeli de olsa.
Türk sineması yeniden canlanıyor, silkinip atıyor komedi tufanlarını bu kezde.
Bu günün gereksinimlerine bir daha sırtını dönmeyecek şekilde.
İnsan hep bizim insanımız ve tıpatıp biziz aslında.
Ne kadar zaman geçse de,
Yine sırtımızda bir yumurta küfesiyle sahnedeyiz işte.
http://filmlerden.blogspot.com/2008/12/issz-adamn-ardndan-aan-irmak.html
17 Haziran 2008 Salı
Oyunculuk Bölümleri buluşması
Kaynak: http://www.facebook.com/group.php?gid=20463248135
Oyunlar
Kadıköy’de Türkiye’nin Tiyatro Okulları buluşuyor..
15-25 haziran2008 arası..
Ülkemizin her yanından Konservatuvarlar 15-25 Haziran günleri arasında İstanbul’da mezuniyet oyunlarını sergileme imkanı bulacaklar. Erzurum,’dan Çanakkale’ye, Adana’dan Isparta’ya tiyatro okulları onbir gün boyunca İstanbul sahnelerine taşınıyor.
Duru Tiyatro, Oyun Atölyesi . İstanbul Halk Tiyatrosu, işbirliğiyle ve Kadıköy Belediyesi' nin katkılarıyla düzenlenen “buluşma” ülkemizin tiyatro okullarının üretimlerini daha çok insana ulaştırmayı, tiyatronun daha yoğun olarak paylaşıldığı bir kente; İstanbul’a açmayı, tiyatro okulları arasında iletişimi kuvvetlendirmeyi hedefliyor.
1.İstanbul Tiyatro Okulları BuluşmasıProgram
15 Haziran Pazar 16:00 / Duru Tiyatro
Açılış Toplantısı
15 Haziran Pazar 20:00 / Oyun Atölyesi
Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı
Titanik Orkestrası
Yazan: Hristo Boytchev
Yöneten: Evren Bingöl
16 Haziran Pazartesi 20:00 / Oyun Atölyesi
Ankara DTCF Tiyatro Bölümü
Arzu Tramvayı
Yazan: Tennessee Williams
Yöneten: Levent Suner
17 Haziran Salı 20:00 / Oyun Atölyesi
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü
Küheylan
Yazan: Peter Shaffer
Yöneten: Suat Özturna
18 Haziran Çarşamba 20:00 / Oyun Atölyesi
Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü
Bernarda Alba’nın Evi
Yazan: Federico Garcia Lorca
Yöneten: Ergin Orbey
19 Haziran Perşembe 20:00 / Oyun Atölyesi
Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü
Uyarca
Yazan: Friedrich Dürrenmatt
Yöneten: Ergin Orbey
20 Haziran Cuma 20:00 / Duru Tiyatro
Süleyman Demirel Üniversitesi GSF. Tiyatro Bölümü
Ay Carmela
Yazan: Jose Sanchis Sinisterra
Proje Danışmanları:: A. Bülent Özbirgül, Nil Aycıl
21 Haziran Cumartesi 20:00 / Duru Tiyatro
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi G.S.F. Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü
Kutu Kutu
Yazan: Mehmet Baydur
Yöneten: Handan Bayındır Tuna
22 Haziran Pazar 20:00 / Oyun Atölyesi
Maltepe Üniversitesi G.S.F. Oyunculuk Bölümü
Yer Demir Gök Bakır
Yazan: Yaşar Kemal
Yöneten Varlam Nikoladze
23 Haziran Pazartesi 20:00Atatürk Üniversitesi G.S.F. Sahne Sanatları Bölümü / Duru Tiyatro
Allahın Ayısı
Yazan: Eugene O'Neill
Yöneten: Pınar Aras
24 Haziran Salı 20:00 / Duru Tiyatro
Yeditepe Üniversitesi G.S.F. Tiyatro Bölümü
Bir Yaz Gecesi Rüyası
Yazan: W. Shakespeare
Yöneten: Gürhan Elmalıoğlu
25 Haziran Çarşamba 20:00 / Duru Tiyatro
Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı
“Küçük Burjuvalar”
Yazan: Maksim Gorki
Yöneten: Cihangir Nevruzov
Duru Tiyatro Adres bilgileri ;
Caferağa Mah. Dr. Esat Işık caddesi No : 84 Moda / Kadıköy
Kadıköy Anadolu Lisesi
Duru Tiyatro İletşim Bilgileri ;
www.tiyatroduru.com
info@tiyatroduru.com
0 - 216 - 338 56 36 / 46 / 86
Oyun Atölyesi Adres:
Dr. Esat Işık Cad. No:15 Moda Kadıköy - İstanbul
Gişe Telefon : 0 216 345 39 39
7 Haziran 2008 Cumartesi
Festival Biterken- Leman Yılmaz
İKSV Uluslararası Tiyatro Festivali
Festivalin organizasyon yükünü taşıyan tüm ekibi,
ve özellikle yönetmen yardımıcısı Leman Yılmaz'ı,
Seyirciye yaşattıkları unutulmaz dakikalara sağladıkları olağanüstü destek ve başarılarından ötürü gönülden tebrik ederim.
Seyredebildiğim 2 Oyun (Karanlık Korkusu, Caligula), 1 Dans Tiyatrosu (Yüzleşme) gösterilerinin yanısıra, dinleyebildiğim (N.Ataç'ı anma) 1 Konuşma , (4 ustayla Baltacıoğlu'nu anma) 1 buluşma dışında bir de katılabildiğim 2 çalıştayı (Ezilenler Tiyatrosu, BadCo.) ile çok renkli geçen bir festival programını hep birlikte geride bıraktık.
Her kesin ortak düşüncesi her sene aksatılmadan sürdürülebilir bir organizasyon olması.. Bunu gerçekten canı gönülden istiyoruz, o zaman gerçekleşmemesi için bir sebep kalamayacaktır, eminim. Seneye kadar yapacağımız çalışmalarla desteklemek ve yine böyle renkli bir programda görüşmek üzere..
29 Mayıs 2008 Perşembe
Caligula - A.Mümtaz Taylan
Yöneten: Ahmet Mümtaz Taylan
Taylan'ın ölümsüz metinlere olan gereksinime yaptığı vurgu ile AKM'nin Büyük Salonunun görkeminde sahnelenen oyun; özellikle içinde bulunduğumuz şu savaş döneminde ve tarihteki gibi sınırsız iktidarların eylemlerinin, üzerimizde yarattığı baskı ve kaygılara karşı, umudunu korumayı bilen seyircisi sayesinde sarsıcı bir anlam taşıyordu.
Emeği geçenlere teşekkürler.. http://www.eskisehirtiyatrolari.com/
28 Mayıs 2008 Çarşamba
Karanlık Korkusu - Şahika Tekand
Absürd akımın yanı başımızdaki temsilcisi saydığımız Şahika Tekand'ın yeni çalışmasını ve Stüdyo Oyuncularının eşsiz performansını dün akşam boş yer kalmayacak şekilde dolan Garaj İstanbul'da keyifle seyretme fırsatı bulmuş olduk.
Tekand çalışmalarında, oyuncularının performansını her zaman en üst sınırlarına çekecek şekilde; onları ritim, düşünce, duygu ve fiziksel açıdan zorlamayı ve tasarladığı paralel algısal süreçler içinde uyumlamayı tercih eden yaklaşımıyla, eserlerini hayranlıkla seyreden özel seyircisini artık çoktan aşarak, kentin daha geniş kitlelerine (ve özellikle gençlere) doğru olan yönelimini sürdürüyor. (Maruz kalış, "Gerçek Zamanda" Öğreniş, Dönüşüm, Komutlar, Kodlar, Simgeler,.. çalışmalarının anahtar kelimeleri..)
Özgün metinleri ile sahnelediği oyunlarının yanısıra, Tekand'ın ve genişleyen Stüdyo Oyuncuları ekibinin tiyatro eğitim çalışmalarına olan katkısı hiç bir zaman unutulmayacaktır.
Zor ama keyifli süreçlerle tanışma merakınızı giderebilmeniz için, mutlaka onların Nişantaşı Akirman sokaktaki mekanlarını ziyaret edmeyi unutmayın. Hayatınızda farkedilebileceğiniz daha çok şeyler olduğunu, eğer katılırsanız o çalışmaların size hiç bir zaman unutturmayacağına tanık olacaksınızdır..
27 Mayıs 2008 Salı
Çirkin İnsan Yavrusu - Maral Ceranoğlu
Çirkin İnsan Yavrusu (50’)
Yöneten: Maral Ceranoğlu
Dramaturg: Ceren Ercan
Hiç yabancısı olmadığımız ama ne yazık ki, kolaylıkla değiştiremediğimiz ve her gün kaçınılmaz bir şekilde içinde yaşadığımız durumların; jest, mimik, söz, hareket bütünselliği içinde çarpıcı vurgulanışlarının ötesine geçip, içimize kazınmış korkularla cesurca karşılaşmak ve hatta bunları da aşmanın yollarını birlikte bulmanın hafifliğini yaşayacaksınız..
Ayrıca Talimhane Tiyatrosu mekanını sanat dünyasına kazandıran, Mehmet Ergen ve ekibine (Serhat Kural ..) gönülden başarılar diliyoruz.
Bu 7 m yüksekliğe sahip görkemli alanın yaz boyunca etkinliklere yanıt verebilecek teknik altyapısından etkilenmemek olanaksızdı doğrusu..
24 Mayıs 2008 Cumartesi
Nurullah ATAÇ
Düşünce için çaba harcayarak basmakalıp düşünceler ile hep yeniden hesaplaşmayı göze alan, öz Türkçe arayışlarından vazgeçmeyen, öznelliğe düşkün bu yüzden de, kendine özgü "Eleştiri kendi içinde sanattır." yaklaşımıyla aslında, sanat eserleri üreten bir sanatçı-eleştirmen Nurullah ATAÇ.
Bugünün kendini aşırı soyutlamışcasına nesnel gözlüklerinden hiç vazgeçemeyen ve haliyle, bir çok şeyi de ıskalayabilen diğer uçtaki eleştiri yaklaşımı sakinlerinin aslında merak etmeleri gereken bir insan. (Burada bilimsellik ve nesnellik adına, kapatılan düşüncelerle yapılmış hatalar akla geliyor.)
O yüzden Eleştiri alanının sorumluğunu taşıyarak bu birikimlerin yeni kazanımlarla çeşitlenimini arttırmak adına, O'nun ile aralarında çoktan bir denge kurulabilir olmaları beklenirdi, doğrusu. *
* Öznel-Saptama: "Bu güne kadar insanlık tarihi çoğunlukla ve hatta, kıyasıya kutuplaşmalar üzerinden işlemiş gibi duruyor, belki o yüzden de uzlaşma, hep büyük bir yalan olarak kalacak. (Belki ben öyle olmasam da; "Güç farklılıklarından vazgeçilemediği gerçeğini" en azından yadsıyamadığımı görüyorum.)
O'nun kendi (doğu) kültürümüze (yani bize), daha yakın olabileceğine dair ipuçlarını farkettiğimiz halde, biraz unutturulmuş o öteki uçta nitelenen hali iç burkuyor ve bizi yeniden konumlandırıyor.
İşte O'nu, o öteki portrelerden biriymiş gibi durup öylece seyreyliyor olmamız, yeteri kadar haksızlığa uğramışlığında payımız olduğu gerçeğini de beraberinde getirmiş oluyor.
İçinde yaşadığımız toplum adına, belki gecikmeli de olsa, bu bedeli şimdi ödemekte boynumuzun kaçınılmaz borcu gibi duruyor. (Cumhuriyet-modernizm dönemi ve Post-modernist dönem) O'nu anarken, işte aldığımız derste bu.
Söyleyeceğimiz belki bir kaç söz daha olduğundan, yine konuşmadan bazı alıntılar vermeye devam edelim:
(Diğer yandan) düşünce, "bir nesneye bağlanmakla başlar". O yüzden bakmadan, irdelemeden bilinmeyen hakkında konuşmakta artık eskisi (cumhuriyet öncesi) pek kabul görmemektedir.
*
Konuşmacının saptaması: Bugünkü arkadaşlıklar, eleştiriyi geliştirmek ve canlı tutup, bağımsız kılmaktan çok kadrolu eleştirmen yaratmaya dönük..
*
(Akış içersinde, Epik tiyatroya kemikleşmiş yaklaşım biçimlerimiz irdelendi.)
Brecht->Lucas'a şöyle der: "Sanata yasa koyamazsın. Onu özgür bırakacaksın, kendi yolunu, anlatım biçimini, seyirciye ulaşma şeklini kendi bulacak.."
*
Ataç, fikir sofralığına karşıydı. O, hep metni merkeze alırdı.
(Baltacıoğlu ise aktörü: "Herşeyi kaldır, geriye tek O kalır.")
Ataç'ın bir şeyler üzerine doğaç metinleri olduğu söylenebilir.(Şimdi kendimi O'na neden daha yakın hissediyor olduğumu anlıyorum.^) Belki sorduğu soru ise, "Neyin üzerine, neyi tartışacağım? " idi.
^ Ben de zamana ve mekana izdüşen bir günlük misali karalamalar yapıyorum.
*
Mutlaka öz Türkçeyi kullanır eğer bir karşılığı yoksa uydurmaktan kaçınmaz, bu bile dili zenginleştirici yanı canlı tutardı.
*
"Tiyatro erdemli bir sanattır, ona hizmet etmek gerek."
Ezilenlerin Tiyatrosu - Augusto Boal

Çalıştay
2 kısa günün ardından çalışmalardaki, bildiğimizi düşündüğümüz o egzersizlerin, bizi lidersiz- katılımcı bir yönetim anlayışı içersinde nasıl kaynaştırdığına tanık olduk.
Bu, hem bireysel yeteneklerimizi geliştirip yaratıcılığımızı konuşturabileceğimiz bir kıvama doğru bizi taşırken, diğer yandan da nasıl olupta, bu kadar bütünleştirici bir yaklaşım içinde kendimizi bulduğumuzu anlamaya çalışıp durduk.. (Kafamızı bulandırmış olan tüketim toplumundaki yaşatımızdan kurtulamamışlıktı!)
Aslında, bu yolda pek çok egzersizi, bu farklı yaklaşımlarına da bizi biraz yaklaştırarak içinde barındıran ve onları her zaman merakla arayıp bulacağımız, hatta durmadan üzerlerinde farklı gruplarla çalışabileceğimiz, çoktan Türkçeye bile çevrilmiş bir kaynağın olduğunu da, ancak şimdi keşfediyor olmaktan dolayı (belki) biraz utanmışlık hisseder olduk!
Bu kaynak, bir daha ki buluşmamıza kadar tek okuma ödevi olarak kalmayacak tabii; "Ezilenlerin Tiyatrosu" üzerine kuramsal yaklaşımlar için okumaya zaman ayırma teşebüslerimiz nedense hep gecikmeli beklemekte olduğundan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınlarından bu konuda bir kitap daha olduğunu ancak şimdi hatırlıyoruz..
Neyse uzun lafın kısası, çalıştayın beni taşıdığı asıl son noktaya da deyinmeden geçemeyeceğim:
Tiyatro ile ilgilenen, oyunculuğu benimseyen dinamik üniversite gençliğimiz, öğütücü popüler medyanın imgelem bombardımanlarının etkisinden kendilerini kurtarabilirlerse, öncelikle sadece kendileriyle yüzleşebilecek cesareti toplayabilecekleri, belki bu tür yaklaşımlarla biraz daha ciddi bir şekilde ilgilenerek, gerek oyunlarında ve gerekse hayatlarında biraz daha fark yaratabilirler, diye düşünüyorum..
Aksi halde, kaybettikleri yalnız belleklerindeki sinir hücreleri olmayacaktır, aynı zamanda doğal yeteneklerini de bu zamana ve zemine kaptırıp, onlardan beklenen rutine bağlanmakla yetinip, sonra da çok gecikmiş durumda kalmanın ağında, çırpınır şekilde kendilerini bulacaklardır..
Festivallerin açtığı bu araştırmacı merakla dolu olan yolda tekrar buluşmak üzere.. şimdilik hoşçakalın..
Kaynaklar: 2 çeviri kitap
Telif Hakları
İstanbul, TürkiyeBu veb sitesinde yayımlanan yazılar bu sitedeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazıların basılı ortamda kullanımı için yazar izni gereklidir.